İçeriğe geç

Babalık ve Baba Olmak Üzerine

Baba olmak dünyanın ne denli tehlikelerle dolu olduğunu insana en acımasızca anımsatır. Türkiye'nin yenilenmesi yalnızca yasalardan ve piyasalardan değil, sorumluluk alan, değer aktaran babalardan gelecek. Babalık bir lütuf değil, bir görevdir. Bu görevi yerine getirmek milli bir ödevdir.

Babalık ve Baba Olmak Üzerine
Yayımlandı:

Baba olmak, dünyanın ne denli tehlikelerle dolu bir yer olduğunu insana en acımasızca anımsatıyor. Bu yeni bir öğrenim değil; bir candan sorumlu olmanın verdiği yük ve görev. İyi ve sağlıklı bir milletin, müreffeh bir toplumun yolu aileden ve işlevsel bir babalık kurumunun varlığından geçiyor. Babalar günü vesilesiyle bugün bu konuyu işliyoruz.

TÜİK'in 2025 verileri ağır bir tablo ortaya koyuyor. 193.793 çift boşandı; kaba boşanma hızı binde 2,26 ile son 25 yılın zirvesine ulaştı. 191.371 çocuk bu ayrılıklardan etkilendi; velayetin dörtte üçü anneye verildi. Boşanmaların üçte biri evliliğin ilk beş yılında gerçekleşti. Toplam doğurganlık hızı 1,42'ye geriledi; nüfusun yenilenme eşiği olan 2,1'den her yıl biraz daha uzaklaşıyoruz. TÜİK'in aylık doğum verilerine göre 2025'in ilk yedi ayında doğum sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,3 azaldı. Türkiye'nin Önündeki Demografik Tehdit yazımızda uyardığımız 1,30 eşiği kapıda.

Ancak Türkiye'nin asıl yarası yalnızca boşanma değil. Sorun iki koldan geliyor ve ikisi de yıkıcı.

Birincisi: Hem kadına hem erkeğe satılan bir hayat senaryosu var. Bu senaryo uzatılmış bir ergenliği, amaçsız bir hedonizmi, kariyeri ve tüketimi hayatın merkezine koyuyor. Evliliği ve çocuk sahibi olmayı 35'e, 40'a erteleyin; hatta hiç yapmayın deniyor. Bireyi aileden koparıp "özgürleştirdiğini" iddia eden bu ideolojik akım aslında onu yalnızlaştırıp köksüzleştiriyor. Liderler ise vatandaşlarını değiştirilebilir iktisadi birimler olarak görüyor; yeni nesli yetiştirmek yerine dışarıdan ithal etmeyi tercih ediyor. Gelecek, o geleceğe sahip çıkanlarındır. Çocuksuz bir millet, geleceksiz bir millettir.

İkincisi: Geleneksel erillik kalıplarına sığınmış babalık kurumu da en az birincisi kadar sağlıksız ve işlevsiz. AÇEV'in Türkiye Babalık Araştırması bunu net ortaya koyuyor: Ataerkil maskeyi kuşanmış babalar çocuk bakımını tümüyle anneye yüklüyor, şefkat ve katılım düşük, otorite ise kontrol ve baskıyla karıştırılıyor. Çocuğuna ne vakit ayıran, ne değer aktaran, ne de sevgi gösteren bir adam otorite değildir; vatanperver değildir, milliyetçi olamaz.

Gerçek güç bunların hiçbiri değil. Güçlü baba çocuğuyla vakit geçiren, ona kitap okuyan, neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğreten, ailesini fiziken, ruhen, zihnen ve duygusal olarak koruyan babadır. Hiçbir görev ve sorumluluktan ari değildir; bakım, terbiye ve sevgi vermek asgari koşuldur. Ailesi için kendi sınırlarının ötesine geçen, dünyanın sonuna kadar gidecek kadar çabalayan, ailesinin maddi kaygı çekmemesi için didinip çalışan adamdır. Evin reisi diye anılmanın getirisi, taşıdığı yükümlülükle gelir. Ailesi yemek sofrasında kaygılanırken kendi keyfine bir kuruş harcayan adam baba değildir. Buna siyasi eylem de dahildir: Hangi inanç, hangi iktidar, hangi politika aileni ve geçimini zora sokuyorsa sesini yükselt, sandıkta hesabını sor.

Nedensellik düzeyinde yapılmış onlarca araştırma bunu teyit ediyor: Baba yokluğu lise mezuniyetini, sosyal-duygusal gelişimi ve yetişkin ruh sağlığını doğrudan vuruyor; madde kullanımını ve suça eğilimi artırıyor; erkek çocuklarda etkiler daha belirgin. Güçlü babalar güçlü çocuklar yetiştiriyor; babasızlık yalnızca aileyi değil, her şeyi kırıyor. Evli ve sorumlu babalar daha fazla kazanıyor, daha az suç işliyor, daha yüksek yaşam memnuniyeti bildiriyor. Evlilik ve çocuk erkeğe bir misyon veriyor; hayatını kendinden büyük bir anlam üzerine kuruyor.

Bu değerler bize yabancı değil; kadim Türk kültürünün özünde var. Dede Korkut Mukaddimesi'nde "Oğul atadan görmeyince sofra çekmez; oğul atanın yeteridür, iki gözünün biridür; devletli oğul kopsa ocağının közidür" denir. "Ata adını yürütmeyen hoyrat oğul, ata bilinden ininçe inmese yeğ" denir. Kutadgu Bilig'de Yusuf Has Hacib, çocuğun eğitiminin ailede başladığını, babanın çocuk üzerinde ağır görev ve sorumluluk taşıdığını vurgular. Bunlar bin yıllık sözler; ama bugün yazılmış gibi geçerli. Baba, kızına ve oğluna aktardığı değerler ölçüsünde babadır. Aktarılacak değerler kadim ve millidir: Mağduru koru, arkadaşını koru, çevreni koru, aileni koru, milletini ve vatanını koru.

Türkiye'nin yenilenmesi yalnızca kurumsal aşınmanın giderilmesinden, hakkaniyetli yasalardan, piyasaların rekabetçileştirilmesinden, enerji atılımından, askeri gücün pekiştirilmesinden gelmeyecek. Ailevi değerlerin güçlendirilmesinden de gelecek. Bu güçlenme ne bireyi atomize eden, aileyi arkaik sayan küreselci reçetelerden ne de kontrol ve baskıyı babalık sanan gelenekselci kalıplardan gelecek. Akılcı, sorumlu, milletine bağlı bir babalık anlayışından gelecek. Ailenin erdemin ilk okulu, milletin gücünün temeli olduğu gerçeğini yeniden sahiplenmekle başlayacak. Babalık bir lütuf değil, bir görevdir. Bu görevi yerine getirmek milli bir ödevdir.

Tüm babaların babalar günü kutlu olsun.


Raporlar ve Gösterge Veriler

  • Türkiye'de 81 ilin 76'sında doğurganlık hızı nüfusun yenilenme eşiği olan 2,1'in altında; 59 ilde 1,5'in altında. Başkent Ankara'nın doğurganlık hızı 1,11; İzmir'in 1,10. 2017'de doğurganlık hızı 3 ve üzerinde olan 10 il varken, 2025'te yalnızca Şanlıurfa kaldı. (TÜİK Doğum İstatistikleri 2025)
  • Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü'nün 2008 ve 2014 araştırmalarına göre Türkiye'de her on kadından yaklaşık dördü hayatlarının bir döneminde eşleri tarafından fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmıştır. Boşanmış veya ayrı yaşayan kadınlarda bu oran yüzde 75'tir. Kadına şiddete sıfır tolerans, Türk ailesinin kendini kurtarmasının önkoşuludur.
  • McLanahan, Tach ve Schneider'ın 47 araştırmayı inceleyen derleme çalışmasına göre (Annual Review of Sociology, 2013), baba yokluğunun çocuk refahı üzerindeki negatif etkileri en güçlü biçimde lise mezuniyeti, sosyal-duygusal gelişim ve yetişkin ruh sağlığı alanlarında ortaya çıkmaktadır.
  • Institute for Family Studies ve Wheatley Enstitüsü'nün 3.000 kişilik YouGov araştırmasına göre evli anneler, evli olmayan ve çocuksuz kadınlara kıyasla daha az yalnızlık, daha yüksek anlam duygusu ve daha fazla yaşam memnuniyeti bildirmektedir. Evli babalar için de benzer bulgular geçerlidir.
  • AÇEV'in 2017 Türkiye Babalık Araştırması, geleneksel erillik kalıplarını benimseyen babaların çocuk bakımını anneye yüklediğini, çocukla geçirilen nitelikli zamanın düşük kaldığını, geleneksel ataerkil tutumun ilgili babalık davranışlarının en güçlü negatif belirleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır. Geleneksel kalıplar, 21.yy Türkiyesinin ihtiyaç duyduğu kalkınma ve atılım ile çelişmektedir. Bu nedenle gayrimillidir.
Yaman Alp Ungan

Yaman Alp Ungan

Yatırımcı ve danışman. Akılcı milliyetçilik, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa zemininde dış politika, ekonomi ve tarih üzerine yazar.

Tüm yazılar

Aynı kategoriden: Toplum, Bilim, Kültür, Sanat

Tümünü gör
Spor, Liyakat, Siyaset

Spor, Liyakat, Siyaset

/

Aynı yazardan: Yaman Alp Ungan

Tümünü gör
Spor, Liyakat, Siyaset

Spor, Liyakat, Siyaset

/
NATO, Orta Asya, Türkiye

NATO, Orta Asya, Türkiye

/