Türkiye'nin 400 yıllık mali tarihi, hazineye giren paranın neden Avrupa'nın gerisinde kaldığını gösteriyor: Mali kapasite geç de olsa kurulabildi, ancak devleti içten çürüten, ahbap-çavuş ilişkilerinde yitirilen vergiydi. Türkiye'nin sınavı bugün de aynıdır.
2026'nın ikinci yarısına Türkiye görece iyi bir fotoğrafla giriyor. Ama bu iyileşmenin tamamı dışarıdan ve mevsimden; hiçbiri kendi kararımızın eseri değil. Enflasyon aynı yerde, maliye yardımı kesti, büyümeyi yavaşlatmak neredeyse hiçbir işe yaramıyor.
Bir vatan her zaman ordularla kaybedilmez. Önce idari sınırlar değiştirilir; sonra mülkiyet, eğitim dili ve siyasi temsil. En sonunda yeni nesillere Türklerin orada hiç yaşamadığı anlatılır. Güney Türkistan bugün haritalarda yoktur; ancak şehirleri ve halkı hala yerindedir.
Devleti sevmek ile devlete tapınmak aynı şey değildir. Kutsallaştırılan devlet denetlenemez; denetlenemeyen devlet yozlaşır, kendisini ve milletini tüketir. Liyakat ahlaki bir temenni değil, milli güvenlik meselesidir. Güçlü devlet, sessizce işleyen devlettir.
Terör örgütlerinin kalbi ideoloji değil, nakit akışıdır; ideoloji bayrak, eylemleri finanse eden kasadır. Finansman kurutulmadan nihai zafer yoktur. Türkiye'nin üstüne düşen görev, uyuşturucu üretim ve ticaretini boğarak terör örgütü finansmanını kurutmaktır.
NATO, Çin'in NTE tekeline karşı kritik maden alım kulübü kurdu; Türkiye kurucu üyelerden oldu. Dünyanın önde gelen NTE yatağı Beylikova için fırsat kapısı açıldı. Bu kapıdan geçebilmek, rezervimizi uluslararası standartta belgelemekten, mühendis yetiştirmekten ve yatırımı finanse etmekten geçiyor.
Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir: Büyüme sermayesi ve profesyonelleşme. Oysa özel sermaye yatırımı milli gelirin yalnızca %0,03'ü; Avrupa'da %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.
Balogun'un cezasını Trump'ın telefonu kaldırttı, ABD yine de elendi. Türk futbolu da 24 yıl sonra girdiği Dünya Kupası'nda benzer akıbeti yaşadı: Liyakatsizlik, ahbap-çavuşçuluk ve siyasi saikler. Peki Türk basketbolu ve voleybolu neden farklı? Liyakatin zaferi mümkün, üstelik kanıtlanmış.
Orta Asya'ya açılım, NATO için bir lüks değil zorunluluktur; bu yolda Türkiye'nin çıkarı ittifakın çıkarları ile örtüşmektedir. Türk dünyasının entegrasyonu için tarihi bir fırsat doğmuştur. Bu açılıma önderlik edebilecek tek NATO üyesi ülke Türkiye'dir.
Ankara Zirvesi Türkiye için stratejik bir pazarlık zeminidir. NATO, duygusal bağlarla bağlanılacak ideal bir düzen değil; milli çıkarlar doğrultusunda yönetilmesi gereken bir kurumsal mecburiyettir. Konu ittifaka inanmak ya da reddetmek değil, onu içeriden dengeleyebilme becerisidir.
Terörle müzakere hatadır. Egemenlik müzakere edilemez; bir devlet kendi varoluş şartlarını masaya koyduğu an taviz vermiş olur. Akademik çalışmalar tek bir gerçeğe işaret etmektedir: Taviz emsal üretir, terör ise kaybetmeye mahkumdur. Çözüm pazarlık değil, kararlılıktır.