Ankara kulislerinde kemikleşen "devlet aklı" söylemi, iktidar ve muhalefet kliklerinin koltuk kavgasını ambalajlayan ortak bir paravandan ibarettir. Türkiye'nin ihtiyacı gizemli "derin refleksler" değil; hukukun üstünlüğü, şeffaf siyaset ve 1923'ün kurucu rasyonel aklıdır.
Devleti hamasetle değil kapasiteyle, aidiyeti dogmayla değil akıl ve liyakatle ölçen Cumhuriyet damarının bugünkü adıdır: seküler milliyetçilik. Bir tepki değil, sistemleşmiş bir perspektif; Türkiye'nin sıkışmış kentli orta sınıfının yeni siyasal dili.
Türk milletinin son 150 yılı, kaybedilmiş nesillerin yasını tutmakla geçti. Peşi sıra Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı’nda milyonlarca evlad-ı vatan yitirdik. Güç bela yetiştirdiğimiz gençlerimizi
İnsanlığı yeryüzünde baskın tür yapan şey ne kaslarımız ne dişlerimiz; kültür üretme ve aktarma kapasitemiz. Ateşi bulduk, tekerleği icat ettik, yazıyı geliştirdik, barutu keşfettik, uzaya çıktık ve Ay’a gittik;
Pulsar Fusion adlı İngiliz girişimi, Sunbird adını verdikleri deneysel füzyon roket motorunun içinde plazma ateşlemeyi başararak insanlığın uzaydaki geleceğini değiştirebilecek bir deneyi başarıyla gerçekleştirdi.
Nükleer füzyon iticileri, bugünkü konvansiyonel roket
Türkiye’de 90.037 cami var. 143.000 Diyanet personeli var. 2025 bütçesi 130 milyar TL; İçişleri, Dışişleri, Enerji, Kültür, Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarının tamamını geride bırakıyor. Bütçe artış hızı
Tarihte en büyük güç, bilgiydi. Büyük imparatorluklar kütüphaneler kurdu, alim sınıflar yetiştirdi; bir devleti çökertmek isteyenler de ilk olarak bilginin saklandığı yerlere saldırdı. İskenderiye Kütüphanesi'nin yanışı, yalnızca papirüslerin
İnsanoğlunun en parlak dönemi olan Aydınlanma Çağı’nın ve onun meyvesi olan özgürlükçü değerlerin unutulduğu, sorgulamanın ve meydan okumanın giderek azaldığı bir dünyaya evriliyoruz. Duygusal hezeyanların, tutuculuğun ve saplantıların arttığı
15.yy Venedik’inin matbaasının gürültüsü ve yarattığı kökten değişim, günümüz veri merkezlerinin soğutma fanlarının uğultusunda yeniden hayat buluyor.
Dünya 25 yıl öncesine göre çok daha farklı bir durumda. İnternet