Çoğunluk hürriyete el uzatırsa onu kim durdurur? Tek başına ne mahkeme ne de sandık. Hürriyetin asıl güvencesi, gücün hiçbir elde toplanmamasıdır: Yetkiyi paylaştıran kurumlar, kaybedecek mülkü olan geniş bir orta direk, sağlam aile ve hiziplere değil vatana bağlı yurttaşlar.
Yapay zekayı kanunla sınırlamak işe yaramaz, çünkü bir kural ancak onu çiğneyeni cezalandırabilecek bir merci varsa bağlayıcıdır ve devletin kullanımını sınırlayan kanunda o merci yine devlettir. Sorulması gereken, yetkiyi kötüye kullanmanın nasıl pahalı hale getirileceği.
SPK'nın 131 fonu tasfiye etmesiyle 455 bini aşkın yatırımcının birikimi askıda kaldı. Türkiye'nin derin bir sermaye piyasası kurabilmesi için haksız kazanç geri alınmalı, zarar mükellefe yüklenmemeli. Bu kriz, doğru dersler çıkarıldığında Türkiye sermaye piyasası için bir eşik olabilir.
Yapay zekanın tehdidi çoğu zaman işsizlik ya da kontrolden çıkma senaryolarıyla anlatılıyor. Oysa asıl tehdit, yapay zekanın istibdatı ucuzlatması. Hürriyeti beş yüz yıl boyunca koruyan şey yöneticilerin erdemi değil, baskının pahalı olmasıydı. Yapay zeka bu maliyeti düşürdü.
Milli gelir bir hasılat rakamıdır, kazanç rakamı değildir. Türkiye 2010-2019 arasında yılda %5,5 büyüdü, verimlilik artışı %0,3'te kaldı. Sorun az yatırım yapmak değil, sermayenin fiyatı ortadan kalkınca yatırımın yanlış yere gitmesiydi. Uzun süredir olduğu gibi bugün de aynı sınav önümüzde.
Dört yıllık OVP serisini üst üste koyduğumuzda enflasyon tahminleri dört kez de aynı yöne şaşıyor, büyüme tahminleri ise iki yöne birden. Her programın dönem sonu büyümesi ise hiç değişmiyor, dört defa da yüzde 5. Sapmanın büyüklüğünden çok yönü konuşulmayı hak ediyor.
Ekonomi bir yıldır yavaşlıyor, enflasyon yerinde sayıyor. İkinci çeyrek verisi sebebini gösteriyor: Sıkılaştırma tüketimi değil, yatırımı kesti. Üstelik enflasyonu bir süredir aşağıda tutan akaryakıt vergi indirimi de kalkıyor. Son çeyrekte zayıf büyüme ve artan fiyat baskısı bir arada gelecek.
ABD Çin'e hazırlanırken Ortadoğu'da düzen istiyor; İsrail ise düzensizlikten besleniyor. Türkiye bölgede düzenkurucu olarak yerleştikçe İsrail'in kabadayılık alanı daralıyor. Daraldıkça Türkiye'yi kışkırtıyor.
Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar endeksinden çıkarılıp sınır piyasaları kategorisine düşürülmesi konuşuluyor. Sebebi tek. Borsa İstanbul'da açıklanan fiili dolaşım oranları dışarıdan doğrulanamıyor. SPK arka arkaya kural yazıyor, ama eksik olan kural değil.
Çerçeve yasa, örgütün elindeki her şeyi teslim ettiği tespitini örgütün kendi beyanına dayandırıyor. Oysa beyan, hiçbir denetimde kanıt sayılmaz. Ölçümlenemeyen, doğrulanamayan ve yanlışlanamayan bir yöntem barış üretmez; kısa vadeli siyasi saiklerle dayatılan kurgunun faturası geleceğe kalır.
Silahlı bir terör örgütüne cezasızlık tanıyan kanun onu dağıtmaz, meşrulaştırır ve başkalarını aynı yolda ilerlemeye teşvik eder. 1903'te Makedonya'da genel af ilan ettik, terörist sayısı arttı, 1912'de Rumeli'yi yitirdik. Şimdi ise adı af olmayan benzer bir metin TBMM'de.