Önceki yazımızda terörle müzakerenin neden devlet aklına aykırı olduğunu temellendirmiştik. Bu yazımızda ise narkoterör örgütlerinin finansman kaynaklarının kurutulması üzerine düşüncelerimizi işleyeceğiz. Nitekim silahları konuşturan ve fonlayan nakit akışı, defter-i kebirde, mizanda, hem yasal hem yasadışı ticarette ve banka hesaplarındadır. Narkoterör örgütlerinin kalbi ideoloji değil, nakit akışıdır. İdeoloji yalnızca bayraktır; eylemleri finanse eden ise kasadır. Finansman kaynakları kurutulmadan nihai zafer mümkün değildir.
Narkoterör, PKK ve Türevleri
PKK ve türevleri, etnik ayrılıkçı ideolojik kisvesi altında faaliyet gösteren bir narkoterör ve suç örgütüdür. Uyuşturucu üretimi ve ticareti ana faaliyet koludur. Europol'ün yıllık terör durum raporları (TE-SAT), örgütün Avrupa'da uyuşturucu kaçakçılığı, karapara aklama ve kampanya adı altında haraç toplama faaliyetlerini belgelemektedir. EMCDDA ile Europol'ün 2019 tarihli AB Uyuşturucu Piyasası Raporu ise PKK'yı, özellikle Balkan Rotası üzerindeki eroin akışında kayda değer bir aktör olarak tanımlamaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Interpol kaynaklarından derlediği rapora göre, örgütün Avrupa uyuşturucu pazarındaki payı ciddi mertebelerde olup tahminlendiği üzere yaklaşık 1,5 milyar USD yıllık geliri vardır (2005 yılı verileri olup 2026 yılında çok daha yüksek bir gelire sahip olacağı varsayılabilir; ancak doğrulanabilir veri bulunmamaktadır). Nitekim ABD, 2009'da Murat Karayılan'ı, 2011'de Cemil Bayık ile Duran Kalkan'ı doğrudan "özel olarak belirlenmiş uyuşturucu kaçakçısı" ilan etmiştir.
Örgütün faaliyetleri, uyuşturucu ticareti ile sınırlı kalmamaktadır; aynı zamanda örgüt bir uyuşturucu üreticisidir. Doğu ve Güneydoğu kırsalında köylüye kenevir ektirip esrardan komisyon almaktadır. Güvenlik güçlerinin verilerine göre 1980-2017 arasında örgütle bağlantılı 414 narkoterör operasyonunda binden fazla şüpheli ve yaklaşık 88 milyon kenevir kökü ele geçirilmiştir. Operasyonlarda ele geçen uyuşturucu hapları ise, örgüt için hem bir gelir kalemidir hem de küçük yaştaki örgüt üyelerine verilen "cesaret hapı" olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla, kendi finansman ekosistemini kurmuş, uluslararası suç ağına eklemlenmiş bir teşebbüsten söz etmekteyiz. Böyle bir yapı, yasadışı bir şirketten farksızdır; ve her rasyonel piyasa oyuncusu gibi, eline geçirdiği her siyasi tavizi faaliyetlerini büyütmek ve faal olduğu piyasalardaki konumunu güçlendirmek için kullanacaktır.
Balkan Rotası
BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi'ne (UNODC) göre Afgan eroininin İran ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşındığı Balkan Rotası, dünyanın en yoğun uyuşturucu kara rotasıdır. Bu hat üzerinden Avrupa'ya akan eroin ve afyonun yıllık değerinin yaklaşık 28 milyar dolar olduğu hesaplanmaktadır.
Türkiye bu rotanın düğümlendiği ülkedir. Türk kolluk kuvvetleri insanüstü bir çaba ile çalışmaktadır; ancak yine de Türkiye üzerinden Avrupa'ya akan çok ciddi boyutta bir uyuşturucu ticareti vardır. Avrupa Birliği Uyuşturucu Ajansı'na göre Türkiye, 2003'ten beridir her yıl en yüksek yıllık eroin yakalayan ülke olup 2021'de rekor düzeyde 22,2 ton eroin ele geçirdi. 2013'te ise tek başına tüm AB'nin üç katından fazla eroine el koydu. UNODC'nin 2025 değerlendirmesine göre Türkiye merkezli kaçakçılar, yaklaşık 9,6 ton saf eroin eşdeğerini ondan fazla Avrupa ülkesine yeniden dağıtmaktadır. Bu, büyük ve karmaşık bir distribütörlük ağıdır. Örgütün kasasını besleyen ana damar tam da bu ticarettir.
Mali Baskının İşe Yaradığına İlişkin Kuramlar ve Kanıtlar
Narkoterör örgütlerinin nasıl bitirildiğine ilişkin RAND'ın gerçekleştirdiği çalışmada bunun yanıtları mevcuttur. Çalışmada, 648 farklı örgüt tahlil edilmiştir: Maksimalist, taviz üstüne taviz isteyen, otorite tanımayan, ayrılıkçı örgütlerin tasfiyesinin yaklaşık dörtte üçü kolluk kuvvetleri ve istihbarat eliyle gerçekleştirilmiştir; salt askeri güç vakaların ancak %7-10'unda belirleyici unsur olmuştur. Ne var ki, kolluk kuvvetleri ve istihbarat da yalnızca askeri eylemin sağladığı güvenlik zemininde çalışabileceği ortaya konmuştur. İkisi, birbirinin koşuludur.
Buna ek olarak, bu örgütler ile mücadelede önemli bir unsur finansman kaynaklarının kurutulması ve mali baskıdır. Buna en çarpıcı kanıt IŞİD'in gelir kalemlerinden mahrum bırakılmasıdır. IŞİD, kazanımlarının zirvesindeyken ayda yaklaşık 80 milyon dolar gelir üretmekteydi. Örgütün mali altyapısı 2015'ten itibaren hedef alınmaya başlandı; örgütün gelirleri çakıldı, IŞİD'li teröristlerin moralleri bozuldu ve firar ettiler. ABD Hazinesi'nin verilerine göre 2022'ye gelindiğinde IŞİD'İn elinde kalan nakit rezerv 25 milyon dolara gerilemişti ve IŞİD'in varlığından artık söz edilmemekteydi. IŞİD gibi son derece radikal bir ideolojik şiar ile hareket eden örgütler bile mali açıdan boğulduğunda kısa sürede dağılmakta, gücünü ve insanlar üzerindeki nüfuzunu / albenisini yitirmektedir.
Türkiye'ye Çıkarımlar
Olumlu addedebileceğimiz bir yapı halihazırda Türkiye'nin elinde mevcuttur. 2021'de FATF'ın gri listesine alınmamızın ardından Türkiye, mali istihbarat birimini güçlendirmiş, suç örgütlerinin finansmanını ve nakit hareketlerini kısıtlayacak ölçülebilir hedefler koyup uygulamaya başladıktan sonra Haziran 2024'te listeden çıkarılmıştır. Altyapı hazırdır; konu, bu hazır altyapıyı silahlı kuvvetler, güvenlik birimleri ve istihbarat teşkilatı ile eşgüdümlü kullanarak narkoterör örgütüne karşı kullanmaktır.
Yapılacaklar bellidir: Uyuşturucu üretimi, ticareti ve tüketimine karşı tavizsiz duruş ve hukuki yaptırımlar, Türkiye'nin uğrak liman olmaktan çıkması için gerekli adımların atılması, bu ticarette yer alan tüzel kişiler ile yönetim kurullarının ve yöneticilerinin MASAK tarafından sıkı takibe alınması ve cezalandırılması için hukuki zeminin güçlendirilmesi.
Aksi takdirde PKK'nın kendi kendini feshetmesi ve silah bırakması gerçekleşse bile, fiiliyatta olacak olan örgütün bu gelir kalemlerini ve ekosistemini bir başka yapının başka bir ad ile devralması olacaktır. Bu nedenle PKK dağılır, başka adda bir yeni narkoterör örgüt onun yerini alır. Bir önceki yazımızda işlediğimiz üzere, Kolombiya'da FARC 2016'da silah bıraktığında uyuşturucu üretimi ve ticaret yolları buharlaşmadı; ELN ve Clan del Golfo bu mirası devraldı ve üretim üçe katlandı. Peru'da da devlet Sendero Luminoso'nun liderliğini çökertti, ancak örgütün kalıntıları sayıca artarak büyüdü ve uyuşturucu ekosistemi sayesinde yaşamayı sürdürdü.
Sonuç
Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal çizgisi nettir: Kökeni ne olursa olsun her yurttaş eşit ve birinci sınıf vatandaştır. PKK bir narkoterör örgütüdür; onunla mücadele, haraç, kan ve uyuşturucuyla mücadeledir.
Nihai zafere giden yol, sahadaki askeri üstünlük ile başlar. Ancak bu zaferi kalıcı kılacak olan, örgütün finansmanının kesilmesi ve gelir kalemlerinin kurutulmasıdır. Bir narkoterör örgütüyle masaya oturmak, insanları devlete başkaldırmaya ve suça teşvik etmekten başka hiçbir şey değildir.