SPK'nın 131 fonu tasfiye etmesiyle 455 bini aşkın yatırımcının birikimi askıda kaldı. Türkiye'nin derin bir sermaye piyasası kurabilmesi için haksız kazanç geri alınmalı, zarar mükellefe yüklenmemeli. Bu kriz, doğru dersler çıkarıldığında Türkiye sermaye piyasası için bir eşik olabilir.
Milli gelir bir hasılat rakamıdır, kazanç rakamı değildir. Türkiye 2010-2019 arasında yılda %5,5 büyüdü, verimlilik artışı %0,3'te kaldı. Sorun az yatırım yapmak değil, sermayenin fiyatı ortadan kalkınca yatırımın yanlış yere gitmesiydi. Uzun süredir olduğu gibi bugün de aynı sınav önümüzde.
Dört yıllık OVP serisini üst üste koyduğumuzda enflasyon tahminleri dört kez de aynı yöne şaşıyor, büyüme tahminleri ise iki yöne birden. Her programın dönem sonu büyümesi ise hiç değişmiyor, dört defa da yüzde 5. Sapmanın büyüklüğünden çok yönü konuşulmayı hak ediyor.
Ekonomi bir yıldır yavaşlıyor, enflasyon yerinde sayıyor. İkinci çeyrek verisi sebebini gösteriyor: Sıkılaştırma tüketimi değil, yatırımı kesti. Üstelik enflasyonu bir süredir aşağıda tutan akaryakıt vergi indirimi de kalkıyor. Son çeyrekte zayıf büyüme ve artan fiyat baskısı bir arada gelecek.
Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar endeksinden çıkarılıp sınır piyasaları kategorisine düşürülmesi konuşuluyor. Sebebi tek. Borsa İstanbul'da açıklanan fiili dolaşım oranları dışarıdan doğrulanamıyor. SPK arka arkaya kural yazıyor, ama eksik olan kural değil.
2026'nın ikinci yarısına Türkiye görece iyi bir fotoğrafla giriyor. Ama bu iyileşmenin tamamı dışarıdan ve mevsimden; hiçbiri kendi kararımızın eseri değil. Enflasyon aynı yerde, maliye yardımı kesti, büyümeyi yavaşlatmak neredeyse hiçbir işe yaramıyor.
Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir: Büyüme sermayesi ve profesyonelleşme. Oysa özel sermaye yatırımı milli gelirin yalnızca %0,03'ü; Avrupa'da %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.
Cumhuriyet'in 1930'lardaki sanayi atılımı bir milli güvenlik, kalkınma ve aydınlanma hareketiydi. 2030'ların Cumhuriyeti de aynı şiarlar ile elektro-devlet yolunda programlı biçimde ilerlemelidir.
20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.
Vatandaş, değerleri ile ekonomik çıkarları çatıştığında çoğunlukla ikincisini seçiyor. Mahfi Eğilmez bu örüntüye Piyasa Aldırmazlığı Kuramı diyor. Aldırmazlık bir karakter zaafı değil; sistemin bireye dayattığı bir denge noktası. Bunu kıracak olan vicdani uyanış değil, mimarinin yeniden tasarımıdır.
Türkiye somut yatırımlarla bir sanayi hamlesi yürütüyor. Ancak fiziki sermaye tek başına yetmez; onu işletecek beşeri sermaye yoksa fabrikalar atıl kalır. Türkiye'nin sanayi vizyonunu taçlandıracak, veri odaklı ve beş sütunlu "Ulusal Yetenek Stratejisi" önerisi.
Eskişehir, Beylikova; Sivrihisar'ın hemen kuzeyinde, bozkırın ortasında şirin, küçük bir ilçe. Bu ilçenin altında dünyanın doğrulanmış en büyük ikinci NTE rezervi yatıyor. 694 milyon ton cevher; içinde 12,