Dünyayı neyin kötüleştirdiğini düşününce savaşlar, krizler akla gelir. Oysa ki en sessiz kayıp, boş zamanın ve can sıkıntısının ölümü. İnsanlık tarihi boyunca can sıkıntısı bir düşman değil, zihnin kuluçka dönemiydi. Akıllı telefonlar onu elimizden aldı; üstelik bunu bir kurtuluş sandık.
NATO, Türkiye'yi yönetilmesi gereken zor bir müttefik olarak çerçevelemeyi bırakmalıdır. Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya; Türkiye ABD'nin Çin'e karşı en değerli ve en az ikame edilebilir müttefiki, NATO'nun Avrasya cephesinin omurgasıdır.
Paşinyan'ın "Gerçek Ermenistan" tezi, Erivan'da romantik hulyaların yerini reelpolitiğin aldığını tescil etti. 33 yıldır kapalı sınır kapısının açılmasının önü açılıyor; önkoşul Ermenistan anayasasının değişmesi ve toprak taleplerinden tam vazgeçilmesi.
Baba olmak dünyanın ne denli tehlikelerle dolu olduğunu insana en acımasızca anımsatır. Türkiye'nin yenilenmesi yalnızca yasalardan ve piyasalardan değil, sorumluluk alan, değer aktaran babalardan gelecek. Babalık bir lütuf değil, bir görevdir. Bu görevi yerine getirmek milli bir ödevdir.
ABD-İran mutabakatı kalıcı bir barış değil, yapısal krizleri erteleyen geçici bir mütarekedir. Ankara için mesele ucuz petrolün ötesinde; Irak ve Suriye'de doğacak güvenlik boşlukları ve aleyhimize yorumlanabilir deniz hukuku emsallerine karşı stratejik özerkliğini korumaktır.
Cumhuriyet'in 1930'lardaki sanayi atılımı bir milli güvenlik, kalkınma ve aydınlanma hareketiydi. 2030'ların Cumhuriyeti de aynı şiarlar ile elektro-devlet yolunda programlı biçimde ilerlemelidir.
20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.
863 yıllık Türk düzeninin ardından gelen 108 yıl, savaş, darbe ve yıkımın yüzyılı oldu. Suriye-Irak Türkmenleri bu yüzyılda yalnız bırakıldı. 2026'da Kerkük'e atanan ilk Türkmen vali, Türkler için fırsat penceresinin hala açık olduğunu gösteriyor. Kapsamlı bir Ortadoğu Türkleri doktrini şart.
Vatandaş, değerleri ile ekonomik çıkarları çatıştığında çoğunlukla ikincisini seçiyor. Mahfi Eğilmez bu örüntüye Piyasa Aldırmazlığı Kuramı diyor. Aldırmazlık bir karakter zaafı değil; sistemin bireye dayattığı bir denge noktası. Bunu kıracak olan vicdani uyanış değil, mimarinin yeniden tasarımıdır.
Uzun vadeli yatırımın ve finansal derinliğin birinci dereceden belirleyicisi, mülkiyeti devletin keyfi hükümlerinden koruyan kurumlardır. Bugünün Türkiyesi'nde tam da bu kurumların altı oyuktur.
Türkiye somut yatırımlarla bir sanayi hamlesi yürütüyor. Ancak fiziki sermaye tek başına yetmez; onu işletecek beşeri sermaye yoksa fabrikalar atıl kalır. Türkiye'nin sanayi vizyonunu taçlandıracak, veri odaklı ve beş sütunlu "Ulusal Yetenek Stratejisi" önerisi.