Kolombiya 31 Mayıs günü sandıkta güçlü bir mesaj verdi. "Siyasetdışı kişi" olarak seçime giren Abelardo de la Espriella oyların %43.7'sini topladı; en yakın rakibi İvan Cepeda %40.9'da kaldı. İkinci tur 21 Haziran'da; aritmetik Cepeda lehine umut vermiyor.
Cepeda, görevdeki Başkan Gustavo Petro'nun siyasi varisi. Petro'nun 2022'de büyük bir vaat olarak ortaya koyduğu "Paz Total" (Topyekun Barış), yani Kolombiya'nın başına yıllardır musallat olmuş FARC gibi terör örgütleri ile yapılan barış süreci, sandıkta halk tarafından reddedilerek fiilen tasfiye edilmiş oldu. Kolombiya seçmeni sadece bir adayı değil, terör örgütleri ile müzakere etme yanlısı Paz Total doktrinini ve bu doktrini halka dayatan siyasetçileri reddetti.
Kolombiya ve El Salvador: Bir Karşılaştırma
Paz Total'in mantığı şuydu: Devlete başkaldırmış silahlı örgütler (ELN, FARC, vb.) ve kentsel çeteler ile devlet paralel müzakere yürütülecek, ateşkesler imzalanacak, kademeli olarak silahlar bıraktırılacaktı. Bu doktrin, son beş yıl boyunca Başkan Gustavo Petro tarafından uygulandı. Kolombiya'ya bunun maliyeti yüksek oldu: ELN ile ateşkes çöktü; örgüt saldırılarına yeniden başlayarak saldırıları tırmandırdı. FARC adlı terör örgütü, kontrol ettiği bölgeleri genişletti; bombalı saldırılar rutinleşti. Yeni nesil genç muhafazakar Senatör Miguel Uribe Turbay seçim öncesi kampanya döneminde suikaste kurban gitti. Müzakere edilen örgütler, müzakereleri kendi güçlerini tahkim etmek için kullandı.
Kolombiya'daki yanlış politikaların getirdiği başarısız sonuçların karşı kutbunda ise El Salvador örneği mevcut. 2019'da göreve gelen Nayib Bukele, suçlulara ve terör örgütlerine karşı son derece geniş ve kapsamlı bir operasyon başlattı; CECOT mega-cezaevini kurdu; on binlerce çete üyesini hapse attı. Cinayet oranı 2015'te yüz binde 103 iken (El Salvador dünyanın en tehlikeli ülkelerindendi), 2024'te ise 1.9'a keskin biçimde düştü. Latin Amerika'nın en şiddetli ülkesi, yalnızca altı yıl içinde dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olmayı başardı. Bunun temelinde suça ve teröre karşı sıfır tolerans doktrini vardı.
Benzer biçimde, de la Espriella'nın seçim öncesinde Kolombiya halkına sözünü verdiği program, Bukele'nin başarılarını örnek alıyor: ELN ve FARC gibi terör örgütleri ile müzakerelerin kesilmesi, on adet yeni yüksek güvenlikli cezaevinin inşası, askeri operasyonların ağırlığının artırılması, terör örgütlerini besleyen uyuşturucu üretimine ve ticaretine karşı mücadelenin yeniden ve daha sert başlatılması.
El Salvador ve Kolombiya'nın Terör ve Suçla Mücadele Yöntemleri Karşılaştırması
Her iki yaklaşım da Latin Amerika'nın yıllardır biriken kanunsuzluğuna karşı devletin sahadaki hakimiyetini geri kazanmayı esas alır. Kolombiya'nın ölçeği, modeli daha çetin bir coğrafyaya uyarlamayı gerektirir.
| Güvenlik Boyutu | Bukele Modeli (El Salvador) |
de la Espriella Modeli (Kolombiya) |
|---|---|---|
| Düşmanın Niteliği | Yerel kentsel çetelerMS-13, Barrio 18 gibi ağır askeri donanımdan yoksun yapılar. | Sınıraşırı silahlı yapılarDerin finansmana sahip karteller ve onyıllardır asimetrik savaş tecrübesine sahip isyancı ordular. |
| Hukuki Çerçeve | İstisna HaliBelirli anayasal hakların uzun süreli askıya alınması; yargı kararı aranmaksızın toplu gözaltı imkanı. | Milli Güvenlik Acil DurumuKararnamelerle kentsel ve kırsal çatışma bölgelerinin ilanı; iç güvenlikte ordunun seferber edilmesi. |
| Coğrafi Strateji | Kentsel sınırlamaKompakt ve yüksek yoğunluklu bir coğrafyada operasyon; kabaca bir Kolombiya ili büyüklüğünde. | Asimetrik mücadeleGeniş ve zorlu coğrafya: Yoğun yağmurormanları, sıradağlar, kaçakçılığa açık geçirgen sınırlar. |
| İnfaz Felsefesi | Tecrit ve toplu hapisCECOT mega-cezaevi ile çete komuta yapılarının kırılması. | Hapis + mal varlığı müsaderesiSuç sendikalarını mali olarak iflas ettirmek; devlet güvenlik aygıtının finansmanına aktarmak. |
Etno-Narko-Terör Örgütü Tipolojisi
Latin Amerika'nın mücadele ettiği terör örgütleri ile Türkiye'nin onlarca yıldır mücadele ettiği terör örgütü arasında akademik literatürün de kurduğu paralellikler mevcuttur. FARC, ELN, AUC, hatta Lübnan Hizbullah'ı ve PKK aynı kategorinin farklı tezahürleridir: İdeolojik kimliği finansal-suç ekosistemiyle birleştirmiş, sınıraşırı ağlar kurabilen, bulunduğu sahaları siyasallaştırarak kontrol altına alan örgütler. Uluslararası akademik literatür bu kategoriyi "etno-narko-terör" başlığında inceler.
PKK'nın bu kategorideki yeri uluslararası kurumlarca tescillidir. Europol'ün 2024 EU Terrorism Situation and Trends Raporu, örgütün AB içindeki uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama, fidye ve "kampanya" adı altında bağış toplama faaliyetlerini açıkça belgelemektedir. EMCDDA ile Europol'ün 2019 tarihli EU Drug Market Report'u, PKK'yı Avrupa pazarındaki uyuşturucu trafiğinde, özellikle Balkan Rotası üzerinden eroin akışında kayda değer bir aktör olarak tanımlamaktadır. Brüksel merkezli KCDK-E ise bu faaliyetlerin Avrupa içindeki koordinasyon merkezi olarak işaret edilmektedir.
Sadece silahlı bir terör örgütünden değil; kendi finansman ekosistemini kurmuş, uluslararası suç ağına eklemlenmiş bir yapıdan söz ediyoruz.
Türkiye'nin Hafızası: 2013-2015 Süreci
Kolombiya'da da başarıya ulaşamayan "Paz Total" gibi, Türkiye'de de benzer bir başarısız süreç yaşanmıştı. 2013 yılında başlayıp "akil insanlar" dolaşımıyla millete barış mizansenı olarak sunulan süreç, Şubat 2015 Dolmabahçe mutabakatına uzandı. Süreç boyunca devletin terörle mücadele aygıtı askıya alındı; terör örgütü ise sahadan çekilmek bir yana, kendi güçlendirmek ile meşguldü.
2015-2016'da Cizre, Sur, Silopi, Nusaybin ve İdil sokaklarında ortaya çıkan hendekler, barikatlar ve şehir merkezlerine yığılmış silah ile patlayıcı stoku sürecin gerçek niyetini gösterdi: Barış değil, kentsel terör hazırlığı. Bu hazırlığa karşı verilen mücadelede güvenlik güçlerimiz yüzlerce şehit verdi; sivil halkımız da kalleş saldırıların hedefi oldu. Yanlış politika, masum vatan evlatlarının canına mal oldu.
O süreçte müzakereye açılmaya çalışılan şeyler dikkatle hatırlanmalıdır: Üniter devlet yapısı, anayasal vatandaşlık tanımı, müşterek dil, ortak bayrak. Türkiye Cumhuriyeti'nin temel yapıtaşları sözde müzakerelere konu edilmek istendi. Bunlar bir devletin müzakere edebileceği şeyler değildir; bir devletin varoluş şartlarıdır. Bir devletin kendi varoluş şartlarını masaya koyması müzakere değil, varoluşsal tavizdir. O süreç bu nedenle bir çözüm süreci değil, bir çözülüm sürecidir.
Bugünkü Süreç ve Sıralama Sorusu
Bugün Türkiye geçmişten ders almayarak 2013'teki başarıya ulaşmamış girişimini yeniden denemektedir. Şubat 2025'te İmralı'dan yapılan silah bırakma çağrısı, Mart 2025'te PKK'nın kendisini fesheden kongresi, Şubat 2026'da TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun yol haritası raporu ve Mayıs 2026'da Bahçeli'nin "artık sonuca ulaşacak hamleler şart" çıkışı sürecin siyasi takvimini oluşturmaktadır.
Sahadaki tablo ise farklı görünmektedir. Zap'taki sınırlı tasfiye dışında Kandil, Gara, Mahmur ve Sincar'da somut bir çekilme veya Türkiye'ye teslim olma durumu yoktur. Ne silah envanteri ne de silah bırakma takvimi devletin istihbarat ve güvenlik birimleri ile paylaşılmıştır. 10 Mart 2026 mutabakatı, terör örgütünün Suriye kanadını kısmen sıkıştırsa da, terör örgütünün sınırötesi kontrol bölgelerini belirleyici biçimde değiştirmemiştir.
Sürecin başarı kıstası nedir? Bir kongre kararı, sembolik bir törenden ibaret silah bırakma sahnesi ve siyasi metinler midir; yoksa kontrol bölgelerinin somut tasfiyesi, silahların eksiksiz teslimi, finansman kanallarının kurutulması mıdır? İlkiyse, 2013-2015 yıllarında da aynı türden gelişmeler yaşandı; sonu malum. Eğer ikincisiyse, bunların hiçbiri gerçekleşmiş değil. Ne vakit gerçekleştirileceği ise meçhul.
Etno-Narko-Terör Örgütleri ile Doğru Mücadele Yöntemleri
Latin Amerika tecrübesi ve Türkiye'nin tarihsel hafızası birlikte okunduğunda, etno-narko-terör tipindeki yapılarla mücadele üç temel ayağa oturmaktadır.
Coğrafi kontrol. Terör örgütlerinin fiilen bulunduğu ülke sınırlarının dışı dahil bütün coğrafyalarda devletin kontrol ve hakimiyet sağlamasıdır. Bu, müzakere edilebilecek bir konu değil; devletin asli vazifesidir. Türkiye için karşılığı açıktır: Suriye, Irak, İran sınırları içerisinde, sınırötesi devlet kontrolünün kalıcı tesisi. Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit edecek her tür sınırötesi yapılanmanın kurumsallaşmasının önü kesilmek zorundadır. BM Antlaşması'nın 51. maddesi gereğince uluslararası hukuk, Türkiye'ye meşru bir zeminde hareket etme olanağı vermektedir.
Mali kaynakların kurutulması. Terör örgütlerinin kendini finanse edebilme yetilerinin ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye'nin PKK ile mücadelesi bağlamında; Avrupa'daki uyuşturucu ağı, KCDK-E koordinasyonu, sözde sivil toplum yapıları üzerinden bağış akışı, kara para aklama kanalları, yasadışı bahis, AB nezdindeki girişimler ile sistematik yaptırım baskısı, varlık dondurma kararları, vb. kalemler öne çıkmaktadır.
Silahların eksiksiz teslimi ve örgütsel altyapıya koşulsuz şartsız el konulmasıdır. Sembolik silah bırakma törenleri ile yetinilemez. Eksiksiz, envanterli ve doğrulanabilir bir teslim; ardından kamplara, lojistik depolara, iletişim altyapısına ve mali kayıtlara koşulsuz şartsız sistematik biçimde el konulması gerekmektedir. Devletin istihbarat verileri ile örgütün beyanları örtüştürülmek zorundadır. Doğrulanmamış teslim, teslim sayılamaz. Suç işlemiş her birey, suç işlediği devlete karşı yasaları çerçevesinde hesap vermelidir. Aksi halde toplumun adalet duygusu zedelenecektir; bunun yanı sıra, aflar katiyen çıkarılmamalıdır. Nitekim böylesi afların topluma vereceği mesaj, devlete başkaldırmanın ve suç işlemenin cezası kalacağı olup bu, son derece tehlikelidir ve toplumsal huzur ile barışı bozar.
Bu üç husus tamamlanmadan çıkılan her yol, devletin terör örgütüne imtiyaz vermesi anlamına gelir. Terör ile müzakere olmaz, mücadele olur.
Sonuç
Düzen ve nizamın tesis edilmediği yerde hürriyet barınamaz. Devletin asli vazifesi evvela vatandaşının canını, malını ve geleceğini koruyacak düzen ve nizamı tesis etmektir. Düzeni kuramayan bir devletin tartıştığı hürriyet, bir hülyadan ibarettir.
Latin Amerika'nın yükselen yeni nesil sağ yönetimlerinden kendimize çıkarmamız gereken dersler vardır. El Salvador bu dersin küçük bir coğrafyada ilk olumlu örneğini vermiştir; Kolombiya da çok daha geniş bir coğrafyada ve çok daha karmaşık bir tehdit yapısına karşı benzer reçeteyi uygulamaya hazırlanmaktadır.
Yeni Kolombiya, Türkiye için yakından izlenmesi gereken bir sahadır. Kolombiya ve Türkiye'deki aktif terör örgütlerinin tehdit ve finansman tipolojileri benzerdir, bu terör örgütlerinin aktif olduğu coğrafyanın zorluğu benzerdir, her iki ülkede de terörün tasfiye edilmesi için yapılan ısrarlı çağrılar benzerdir. Doğru mücadele yöntemini bilimsel ve veri-temelli biçimde kurmak, Türk milletinin müşterek yararınadır. Sırf Türkiye'de değil, küresel çapta zerre olumlu meyve vermemiş güvercin yaklaşımlara ısrarla dönmeyi savunmak; Türkiye'de 2013'te denenen süreçten Türkiye'nin gereken dersi almamış olmasıdır.