Kriptopara ve İran Savaşı
Yaptırımlar ile birlikte dünya İran’ı SWIFT’ten atmış, ticaretini fonlayacağı dolardan mahrum bırakmış, küresel bankacılık sisteminin kapılarını yüzüne kapatmıştı. Peki, İran ne yaptı? Dünyanın en ucuz doğalgazını elektriğe, elektriği Bitcoin’e çevirdi. Hiçbir düşman Hazine Bakanlığı’nın donduramayacağı, hiçbir muhabir bankanın yakalayamayacağı bir para. Devrim Muhafızları’nın kasası böyle doldu; ta ki 2026 İran Savaşı başlayıncaya dek.
Kriptopara Madenciliği ve İran: Kısa Geçmiş
İran 2019’da kripto madenciliğini resmen yasallaştırdı. Lisanslı madenciler sübvansiyonlu elektrikle kriptopara üretecek, ürettikleri coin’leri İran Merkez Bankası’na satacaktı. Merkez Bankası da bu kriptoparalarla dolar sistemi dışında ithalat ödeyecekti. Yaptırımların zarif biçimde aşıldığı bir yapıydı.
Elliptic’in verilerine göre İran, 2021’de küresel Bitcoin madenciliğinin yaklaşık %4,5’ini tek başına gerçekleştiriyordu; Cambridge Üniversitesi endeksine göre dünyanın beşinci büyük madencisiydi. Madencilik maliyeti coin başına yaklaşık 1.300 dolardı. O dönem Bitcoin’in piyasa fiyatı ise on binlerce dolar idi. Muazzam bir kar marjı.
Bu işi yöneten Devrim Muhafızları’nın ta kendisiydi. Chainalysis’in verilerine göre Devrim Muhafızları’na akan kripto fonları 2024’te 2 milyar dolara, 2025’te ise 3 milyar doların üzerine çıktı. İran kripto ekosisteminin toplam büyüklüğü 2025 itibarıyla 7,78 milyar dolara ulaştığı hesaplanıyor. Yine Elliptic’in tespitine göre İran Merkez Bankası yalnızca 2025 yılında en az 507 milyon dolarlık USDT (dolar bazlı sabit coin) biriktirmişti; İran Riyali’ni ayakta tutmak ve dış ticareti finanse etmek için heterodoks bir rezerv.
Yeni Bir Cephe: Kriptopara ve Madenciliği
İran Savaşı ile birlikte, İran’ın ve Devrim Muhafızları’nın karargahları, petrol depoları, rafinerileri ve enerji tesisleri hedef alındı. Saldırılar yalnızca askeri kapasiteyi değil, enerji şebekesine de ciddi zarar verdi.
Kripto madenciliği, doğası gereği enerji yoğun bir iş olup kriptopara üretmek için ciddi miktarda elektrik gerekir. İran’ın madencilik operasyonları, şebekeden ayrıcalıklı erişimle beslenen ve çoğu zaman bedavaya ya da sübvansiyonlu fiyatla elektrik alan tesislerde sürdürülmektedir. Şebeke çökünce küresel kriptopara madenciliği darbe aldı.
Siber istihbarat şirketi RAKIA’nın raporuna göre, İran internet bağlantısının %1’e düştüğü tam karartma sırasında bile 1.100’den fazla kripto düğümü (node’u) etkin olarak çalışmaya devam etti. Bu, sıradan kullanıcıların işi değildi; koordineli bir devlet operasyonuna işaret ediyordu. Yüzlerce milyon dolarlık kripto fon savaşın ilk saatlerinde ülke dışına taşındı.
Savaşın başlamasının ardından Bitcoin ağının “hash rate”i belirgin biçimde düştü. 7 günlük ortalama, 1 Mart’ta 1.083 EH/s ile zirve yapmış, 16 Mart’a gelindiğinde 954 EH/s’ye gerilemiş, ardından düşüş devam ederek günümüzde yaklaşık 903 EH/s seviyesine inmiştir. Yaklaşık %15’lik bir erime.
Hash rate, Bitcoin ağının toplam hesaplama gücünü ifade eder; dünya genelinde Bitcoin madenciliği yapan tüm bilgisayarların saniyede kaç matematiksel işlem gerçekleştirdiğinin ölçüsüdür. Hash rate ne denli yüksek ise ağ o kadar güçlü, madencilik rekabeti o denli yoğundur. Güncel ölçü birimi EH/s’dir (yani saniyede bir kentilyon (10 üzeri 18) işlem). Bugün Bitcoin ağının hash rate’i yaklaşık 900 EH/s seviyesindedir.
Bitcoin ağı, yaklaşık her iki haftada bir otomatik bir “zorluk ayarlaması” (difficulty adjustment) yapar. Amaç, yeni bir bloğun ortalama 10 dakikada üretilmesini sağlamaktır. Madenci sayısı artarsa zorluk yükselir; azalırsa düşer. Bu, ağın kendi kendini dengeleyen dahili bir ısıölçere sahip olmasına benzetilebilir. Zorluk düştüğünde, hayatta kalan madenciler için işlem bir nebze kolaylaşır. Tabii bu aynı zamanda ağdan önemli miktarda hesaplama gücünün çekildiğinin de teyididir.
Bu düşüşün tamamını İran’a atfetmek kolay değil; aynı dönemde ABD’de etkili olan bir kar fırtınası da madencilik kapasitesini geçici olarak düşürdü. Ancak Mart ortasına kadar süren ve derinleşen erime, saldırıların İran enerji altyapısı üzerindeki kümülatif etkisiyle örtüşüyor. İran’ın küresel hash rate’teki payı %2 ile %5 arasında tahmin ediliyor; bazı analistler yasadışı operasyonlar dahil gerçek rakamın %10-15’e kadar çıkabileceğini öne sürüyor. Her halükarda, İran’daki bu madenciler karanlığa gömülünce, küresel ağ bunu net biçimde hissetti.
Şimdi Bitcoin ağı yaklaşık %8-10’luk bir negatif zorluk ayarlamasına hazırlanıyor. Bu, son beş yılın en büyük ikinci düşüşü olacak. Şubat ortasında zaten rekor düzeyde bir negatif ayarlama yaşanmıştı; şimdi ikincisi kapıda.
Bu ardışık düşüşler “madenci kapitülasyonu” olarak adlandırılan bir sürece işaret ediyor: Artan enerji maliyetleri ve düşen kar marjları nedeniyle madenciler ya operasyonlarını durduruyor, ya da ellerindeki Bitcoin’leri nakde çevirerek satış baskısı yaratıyor. Bitcoin fiyatının 72.000 doların altına gerilemesinde bu dinamiğin payı var. Halihazırda birçok büyük, halka açık madencilik şirketi kripto madenciliğinden yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem alanına geçiş yapıyor.
İran, yaptırımları aşmak için ucuz enerjiyi dijital paraya çeviren sofistike bir paralel finans sistemi inşa etmişti. O sistem şimdi, enerji damarı kesildikçe, çöküyor. Çökerken diğer alanlarda da artarak olduğu gibi peşinden küresel piyasaları da sürüklüyor. Savaşın bir görünmeyen cephesi, kriptopara piyasaları üzerinde de sürüyor.