AB, Türkiye’nin Rekabetçiliği ve Hindistan

AB, Türkiye’nin Rekabetçiliği ve Hindistan

Türkiye pahalılanıyor. Yalnızca vatandaş için değil; üretici için de. Bir ülkenin rekabet gücünü ölçmenin en doğrudan yolu maliyet endeksleridir ve maliyet endekslerimiz alarm veriyor. TÜSİAD Rekabet Gücü Endeksi’ne (2017=100 baz yıl) göre Türkiye’nin maliyet bazlı rekabet gücü 2025’in son çeyreğinde 88,8’e geriledi. Bu, 2017’ye göre %11’lik bir rekabet gücü kaybı ve bu eğilim hızlanıyor: 2024 başında endeks 93,9’dayken altı çeyrek içinde 5 puan daha eridi. Kayıp, her dört maliyet bileşeninde birden yaşanıyor: Ücretler, ara malı, enerji ve finansman.

Ücretler rakiplerden çok daha hızlı artıyor. Türkiye’nin iş gücü maliyet endeksi 150’ye yaklaşırken rakip ülkeler 125 civarında seyrediyor. Enerji maliyetleri, ithal bağımlılığımız nedeniyle yapısal olarak yüksek. TÜİK’in Mart 2026 TÜFE verisinde konut, su, elektrik ve gaz grubunun yıllık artışı %42. Finansman tarafında ise TCMB’nin efektif fonlama maliyeti %40 bandında; bu, rakiplerimizin 3-4 katı. Sektörel kırılıma bakıldığında tablo daha da çarpıcı: Diğer metalik olmayan minerallerde (cam, seramik, çimento) Türkiye’nin maliyet endeksi 160’a dayanırken Çin 120’lerde, Hindistan 100’lerin altında.

Hindistan Neden Önemli?

Türkiye’nin AB’ye ihracatı 113 milyar dolar; toplam ihracatımızın %42’si bu pazara gidiyor. Hindistan’ın AB’ye ihracatı 83 milyar dolar. İkili doğrudan ticaret sınırlı, 10 milyar doların altında. Ama asıl rekabet doğrudan değil; AB raflarında yaşanıyor.

TÜSİAD Rekabet Gücü Endeksi’nin Hindistan/Türkiye maliyet karşılaştırması ürpertici bir tablo ortaya koyuyor. Metalik olmayan mineral ürünlerinde Hindistan’ın Türkiye’ye göre maliyet avantajı %38’e ulaşmış durumda. Kimyasalda %32, kauçuk-plastikte %29, gıdada %29, fabrikasyon metalde %28. Üstelik Hindistan, AB pazarında Türkiye’ye kıyasla %4-14 arasında gümrük avantajına da sahip. AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri ilerledikçe bu avantaj genişleme potansiyeli taşıyor. STA'dan bağımsız olarak Hindistan zaten ciddi bir maliyet avantajına sahip.

YASED verilerine göre Türkiye’nin AB’ye en çok ihraç ettiği 15 ürün grubunun (otomobilden oto parçasına, ticari araçtan tekstile, alüminyumdan kauçuk lastiğe) tamamında Hindistan’ın küresel ihracat kapasitesi mevcut. Otomobilde Türkiye AB’ye 10,2 milyar dolar ihraç ederken Hindistan’ın küresel otomobil ihracatı 7,8 milyar dolar ve AB’deki payı henüz sıfıra yakın; ancak Hindistan’ın gümrük avantajı bu kategoride %10. Ticari araçlarda Türkiye’nin AB’deki pazar payı %7,5 iken Hindistan’ın gümrük avantajı %13,8. Bu, varsayımsal bir tehdit değil; ölçümlenebilir bir ikame riski.

Çare Ne?

Pahalılığın tedavisi TL’yi devalüe etmek değil; o, geçici bir nefes ardından enflasyon sarmalı getirir. Tedavi, maliyet kalemlerini yapısal olarak aşağı çekmektir.

Enerji maliyetini düşürmek için ithal bağımlılığını kıracak yerli baz yük üretimi şart; bunun en verimli aracı nükleer enerji. Finansman maliyetini düşürmek için kalıcı dezenflasyon gerekiyor; bu da TCMB’nin bağımsızlığı, mali disiplinin sürekliliği ve hukuk güvencesiyle mümkün.

Asıl can alıcı mesele ise verimlilik. Türkiye’nin imalat sanayi emek verimliliği OECD ortalamasının altında. Ücretleri aşağı çekmek ne mümkün ne de arzu edilir; asıl olan aynı ücretle daha fazla çıktı üretmektir. Bunun formülü bellidir: Ar-Ge harcamalarını GSYİH’nin %1’inden %2’sine çıkarmak; doğrudan yabancı yatırımla teknoloji transferi sağlamak; işgücünü mesleki eğitim ve dijital becerilerle donatmak; kayıt dışılığı daraltarak ölçek ekonomisine geçişi hızlandırmak.

Hindistan tam da bunu yapıyor. 2014’te başlayan “Make in India” programı 27 sektörü hedefleyen, 26 milyar doları aşan Üretim Bağlantılı Teşvik (PLI) paketleriyle desteklenen kapsamlı bir sanayi politikası. Yeni imalat yatırımlarına kurumlar vergisini %15’e indirdi; özel ekonomik bölgeler ve dijital altyapıyı sistematik biçimde inşa ediyor. Hedeflerine tam ulaşamadı, imalatın GSYİH payını henüz artıramadı; ama altyapıyı döşeniyor ve yarışa kararlılıkla devam ediyor.

Türkiye bu işleri savunma sanayiinde bilfiil yaptı ve başardı. Sivil imalatta ise henüz o kararlılığın, kurumsallığın ve devamlılığın eşdeğerini kuramadık.

Hindistan ucuz değil; biz pahalıyız. Pahalılığımızın çaresi, üretkenliğimizi arttırmakta yatıyor.